Yaşam Notlarım'a Hoş Geldiniz.



25 Şubat 2013 Pazartesi

Dikkat "HAMİLE" var !

Hayatın en büyük mucizelerinden biri bence hamilelik. İlk etapta hamile kalabilmek, uzunca bir süre bebeği taşımak, ona yuva olmak ve ardından dünyaya getirmek. Belki bu yüzden "hamile" benim için çok değerli, özen- şefkat isteyen bir varlık. İtiraf edeyim, hamile kalmadan önce de bu konuda hassastım ama çocuktan sonra sanırım daha fazla önemsiyorum ve fark ediyorum.

Geçenlerde hamile bir kadın doktorun, hasta yakınları tarafından dövüldüğünü, kadının erken doğum riskiyle raporlu olduğunu okumuştum. İçim cız etti ve bu yazıyı yazmaya karar verdim.

Hamilelik bir hastalık değildir, hayatın doğal bir sürecidir ama böyle olsa bile "hamile" bir kadın özen ister, itina ister, anlayış ister. Peki görebilir mi?

Hamile olduğunuzu işyerinde açıkladığınızda, hemen doğum zamanını ve doğum izni sürelerinizi hesaplamaya başlarlar. Ne zaman doğuracaksın, 37. haftaya kadar çalışacak mısın, ücretsiz izin isteyecek misin gibi sonu gelmez, sanki medyummuşsunuz gibi cevabını bilmeniz istenen sorularla karşılaşırsınız. Diğer yandan "başka çalışanlarla eşitlik bozulmasın" prensibi gereği, iş yükünüzde bir hafifleme olmadığı gibi, yükünüz sanki artar da. Zaten izne ayrılacaksınızdır, "yattığınız yerden" paranızı alacaksınızdır ve işte bu yüzden "adaletli olmak açısından" daha fazla çalışmalısınızdır. Kusarsınız, önünüze kova koyarlar (bunu bir banka şubesinde gözlerimle gördüm ve insanlığımdan utandım), milyon kez tuvalete gitmek zorundasınızdır ısrarla sizi sorarlar. En ufak bir raporunuz, işe geç kalmanız, mesai saatlerinde doktor kontrolü ya da ziyareti yapmanız diğerlerinden daha çok göze batar. Kendinizi hep suçlu hissedersiniz. Sanki hamile olmak suçmuş gibi.

Hamile olduğunuz göze batmaya başladığında, başkalarının duyarlılığını istersiniz içten içe. Karnım burnumda İstanbul metrosunu birkaç kez kullanmak zorunda kalmıştım. Ya ayakta gittim ya da orta yaşlı teyzeler bana yer verdi. Erkekler ve gençlerde tık yoktu. Bir kez de, bindiğim taksi şoförü sigara yaktığında söndürmesini rica etmiştim, beni bir dövmediği kalmıştı, apart topar inmiştim arabasından.

Aile konusu ayrı bir konudur. Burada da sizden eski performans ev işi, yemek, çocuk bakımı beklenebilir. Sabah uykularını biraz uzatmanız, akşamları kanepede uyuyakalmanız, her zamankinden daha düzenli bir hayat istemeniz, yediklerinizi şeçmeniz tepki görebilir. Hatta hamile değilmişsiniz gibi aile işlerini organize etmeniz, tüm yaygaranın içinde olmanız istenebilir.

Velhasıl siz stresten uzak kalmaya çalıştıkça kendinizi stres içinde buluverirsiniz. Oysa bedeninize ve ruhunuza en kıymet vermeniz gereken zamandasınızdır. İki cansınızdır, üstelik büyük maratona sayılı zaman kalmıştır.

Hamile kadına yapılan bu anlayışsızlık nedendir bir türlü çözemiyorum. İstisnalar vardır eminim ama ben dahil dinlediğim çoğu hamile hikayesinde benzer paragraflar var, evde değilse işte, işte değilse sokakta ya da hepsinde. Nerede kaldı iyilik, insanlık, zor durumdakine yardım etme ve dahası bir mucizeye evsahipliği yapana hürmet?

Neden bu hale geldik?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

 
Zirve100 Site istatistikleri
Zirve100 Sayac