Yaşam Notlarım'a Hoş Geldiniz.



meraklı minik sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
meraklı minik sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

19 Nisan 2013 Cuma

"Meraklı Minik" Tübitak Yayınları

Minik olup da meraklı olmayan var mıdır acaba? Hiç sanmıyorum.

Önce komşumuzdan öğrendiğim, ardından kitapçıda incelediğim Tübitak'ın aylık yayınlarından biri "Meraklı Minik". 3 yaş ve üzeri çocuklara tavsiye edildiğinden uzunca bir süre almamak için kendimi tuttum. Ama geçen pazar kitapçıya gittiğimde bu haftanın soğuk geçeceğini, dolayısıyla da eve kapanacağımızı bildiğim için deneme amaçlı nisan sayısını aldım.

Ne kadar iyi ettiğimi salı sabahı sürpriz bir şekilde tuvalet eğitimine başladığımızda bir kez daha anladım. Çünkü tuvalet eğitimi demenin, eve kapanmanın bir başka nedeni olduğunu yeni öğrenmiş oldum. Neyse bu ayrı bir yazının konusu olsun. Gelelim dergiye.

Aylık bir dergi bu, yayın kurulu tabii çok sağlam, neticede Tübitak çıkarıyor. Ama kesinlikle sıkıcı ya da bunaltıcı, "ciddi" değil. Tamamen oynayarak öğretmek amaçlı. El becerilerini geliştirmek amaçlı. Bizim aldığımız Nisan sayısı "inşaat ve evler" temalı mesela. İlk başta Defne'nin pek ilgisini çekmedi, ama sonra baktım konu sardı bizimkini. Henüz 28 aylık, el becerileri tabii o kadar gelişmedi bu yüzden derginin ekinde verilen maketi ben biraz yaptım ve oynaması için o küçücük evleri, arabaları bizimkine verdim. Bayıldı ve dağarcığına "maket" kelimesini ekledi.

Dergide anlatılan hikayeye bayıldı. Hikaye, bir ailenin yeni bir eve taşınmasını, evdeki ufak tefek tamirat işlerini yapmak için hırdavat dükkanına gitmesini, alet edevat almasını vs anlatıyor. Ailenin küçük kızı Deniz başrolde tabii. Böylece kelime dağarcığımıza meraklı Defne'nin söyleyişiyle "hırdahat" da katılmış oldu. Hayatında ilk kez çıkartmalar yapıştırdı ve çok hoşuna gitti. Hırdavat dükkanında satılan malzemeleri öğrenmiş oldu ("kargaburun" dahildir ki her söylediğinde gülesim geliyor)

Dergide, esas tema "inşaat ve evler" ile bağlanılı başka konular da var....

Aslında bu yayın 3 yaş ve üzerine tam olur biliyorum ama sonuçta ucundan kenarından Defne'ye de iyi geldi. En azından kelime dağarcığı geliştirme ve basit el işi anlamında. Sonuçta günlük hayatında inşaat olmayan bir çocuğun vizyonu da genişlemiş oldu. Eminim daha büyük çocuklar maketi kendileri yapıştırıp, yemek önerisindeki görselliği harika "mahalle" temasını yine kendileri yapabilirler.

İşin en güzel yanlarından biri, "eyvah bu çocuğu nasıl oyalayacağım" derdini ortadan kaldıran bir yayın. Çünkü gerek içeriği gerekse verdiği ekler çok zengin. Üstelik fiyatı da 4 lira. Çocuğun gelişimine göre henüz erken olan içeriği, ilerde yapması için saklayabiliriz de.

Dolayısıyla merak ettik, aldık, denedik ve beğendik. Sizlere de tavsiye ederim.

Not: 3. tur tuvalet eğitiminin nasıl gittiğini merak edenler varsa, haftasonunu da geçirdikten sonra detaylı birşeyler yazmaya çalışacağım. O zamana kadar dualarınızı ve sabır dileklerinizi eksik etmeyiniz :) 

28 Haziran 2013 Cuma

Şimdi okullu olduk...

Defne 2 yaşını doldurduğunda, hem sosyalleşmesi hem de vakit geçirmesi için doktoru onu bir oyun grubuna götürmemi söylemişti. Doktorun bu öğüdünü kendim(iz)e özgü sebeplerden dinlemedim. İyi mi ettim kötü mü bilemiyorum ama sanırım çocuk yetiştirme konusunda eski kafalı bir anneyim.

Ben de kardeşim de 3 yaş civarında yuvaya başladık. Benim başlama nedenim bana bakan anneannemin çok hasta olmasıydı, yarım gün yuvaya gitmem onun yükünü hafifletiyordu. Kardeşimin zamanında ise anneannem hayatta değildi, bakıcı elinde kalmaktansa yuvaya gitmesini annem daha uygun görüyordu, bakıcı konusunda annemin yüzü maalesef hiç gülmemişti.

Oysa günümüzde durum (en azından benim çevremde) çok farklı. Oyun grupları, müzik etkinlikleri, spor dersleri bir çocuğun katılabileceği o kadar çok grup/etkinlik vs var ki. Defne'nin yaşıtları çoktan yuvaya, kreşe başladılar. Alt komşumuzun torunu ve bir başka komşumuzun oğlu 2 yaşını biraz geçe, haftada bir de olsa yavaş yavaş gruplara katılıyorlardı. Bir cesaret Defne'yi anneli bir gruba deneme amaçlı götürdüm, baktım sokakta oynadığı gibi oynuyor. Sonrasında da daha evvel kardeşimin gittiği, benim de birkaç yaz gitmek zorunda kaldığım yuvaya telefon ettim. Eski öğretmenimiz, şimdinin müdürü telefonu açtı, bizi hatırladı, hatta kızlık soyadımı filan söyleyince boğazım düğümlendi. Neyse, anneli grup olup olmadığını sorduğumda, bana böyle bir uygulamaları olmadığını, anneli gruplara alışan çocukların ilerde yuvaya daha zor adapte olabileceğini düşündüğünü söyledi. Bu anlattığı bana da mantıklı geldi. Dolayısıyla zor da olsa Defne 3 yaşına gelene kadar beklemeye karar verdim.

Zaten Defne Aralık doğumlu, yaşıtlarından hep daha küçük olacak, bu yüzden acele etmemin ona zarar vereceğini düşündüm. Bütün bir kışı çeşitli etkinliklerle evde geçirdik. Makul havalarda sokağa çıktık, çok nadir alışveriş merkezlerine gittik, görüşebildiğimiz komşu çocuklarıyla biraraya geldik. Yuvaya giden çocuklardan "geri kalmaması" için bol bol çocuk şarkıları öğretmeye çalıştım, Meraklı Minik dergisine başladık, az buçuk boyama yaptık ve sonunda bahar/yaz geldi.

Gelmesine geldi ama ikimiz de bittik. Ne olursa olsun evde, hareketli bir çocuğu zapt etmek, oyalamak, bir yandan öğretmeye çalışmak, bir yandan evin rutiniyle uğraşmak kolay birşey değil. Çocuk açısından da aynı şey tabii, hep aynı insan, aynı dekor vs vs...

Defne'nin hal ve gidişatından "yuvaya hazır" olduğuna kanaat getirince eski yuvamızı aradım ve görüşmek için geçtiğimiz Salı'ya randevu aldım. Salı günü ana-kız yuvaya gittik, Defne öğretmenleriyle, binayla, oyuncaklarla tanıştı. Ben, eski günleri yad ettim, değişen ve değişmeyen şeylere merakla baktım ve çocuklukta hissedilen o huzuru hissettim ruhumda. Neticede Defne'yi oraya yazdırdık. Kısmetse Eylül'de 3 yarım gün şeklinde başlayacak.

Okuldan ayrılırken öğretmeni "gereken şeyler"in listesini verdi. Yedek kıyafet, çorap vs bildik şeylerin yanısıra kıyafetlerin konulması için "üzerinde minik öğrencinin ismi yazan bezden bir torba" da vardı. İşte vurulduğum an o andı. Eve döndüğümüzde Defne'nin çekmecesini açtım ve içinden en büyük hazinelerimden birini çıkardım. Yuvaya giderken kullandığım kendi bez torbam. Bu torbayı anaokulumda, bana ayrılmış askıya astığım günler dün gibi hafızamda... ("hafızayı beşer nisyan ile maluldur" derdi büyükbabam, her fırsatta hatıralarımla şaşırtırdım onu)



Rahmetli anneanneciğimin el emeği, göz nuru, üzerine "şemsiye"mi işlediği biricik hazinem. Benim zamanımda isim işlemek yerine her çocuğa farklı bir simge verilirdi, benimki de şemsiyeydi, belki çocuk da kendi malını tanısın, bilsin diyedir kim bilir.. Hani yazıyı tanımaları zor ama simgeyi bilirler hesabı.

Bez torbam yıkanıp ütülenecekler arasında şimdi, sonrasında yeni sahibesiyle bir kez daha okullu olacak... Kime niyet kime kısmet hesabı, belki meçhul bir zamanda torunuma da nasip olur bu torbayı kullanmak. Emeği için anneanneme ve tanıyamadığı torununa, bilmeden misler gibi saklamış olan anneme bir kez daha şükran duydum...

Evet, şimdi okullu olduk. Defne, bez torbası ve hatıralarından vazgeçemeyen annesi....   

24 Haziran 2014 Salı

Çocuk Kitabı Seçerken

Kitap okumak evimizde önemli uğraşlardan biridir. Defne, henüz 6 aylıkken tanıştı kitaplarla. Başını dik tutmayı öğrendiğinde.... Bir yer örtüsü vardı, Defne'yi ona yatırır ben de yanına uzanır sayfaları çevirirdik beraber. Tabii geveze ben, bol bol konuşur, bazen de basite indirgeyerek kitaptaki resimleri anlatırdım ona.

Mama sandalyesine oturmaya başlayınca işimiz kolaylaştı, sandalyenin tepsi kısmına çeşit çeşit kitap koyuyor, bir yandan oyalıyor bir yandan da besliyordum küçüğü. Belki de bu yüzden Defne kitaba, okumaya (doğrusu okutmaya), dinlemeye ve konuşmaya meraklı bir tip oldu çıktı.

Önce kendi küçüklük kitaplarımdan başladım, klasik Mikiler, VakVak'lar. Sonrasında kitaplar satın aldım Defne'ye. Ama yine de baş köşede kendi çocukluk kitaplarım oldu. Devamında, Meraklı Minik girdi hayatımıza. Halen de her ayın ilk günlerinde mutlaka gider alırız, faaliyetlerden Defne'ye uygun olanları yapar, içeriklerini okuruz.

Ama fark ettim ki ilk aldığım kitaplarda bir hata yapmışım ve içeriği okumadan isme bakarak almışım. Oysa bence çocuk kitabı seçerken içini okumak (zaten çok kısalar), resimlerini incelemek ve içinize sinen, küçüğünüzün ilgisini çekebileceğini düşündüğünüz türleri almak lazım. İlk aldığım kitaplar boşa çıkmadı elbet ama ilk aşamalar için erken kaçtığı oldu.

Alacağım kitapların illa bir şeyler öğretme amacında olmasını önemsemiyorum. Klasik çocuk masallarını okumaya özen gösteriyorum, yüzyıllardır okunuyorlarsa vardır bir hikmeti diye düşünüyorum hem de genel kültür olduğu kanaatindeyim.

Aldığım kimi kitaba Defne çok ilgi göstermiyor, o zaman zorlamadan, kitabı bir süre kaldırıyorum. Bazıları bir süre sonra raftan indiriliyor, bazılarıysa hala bekliyor okunacakları günü.

Aslında itiraf edeyim çocuk kitabı almak beni çok yoran bir uğraş. Çoğu kitabevinde çocuk kitapları karman çorman halde ve tabii çok ince oldukları için karıştırmak, bulmak, sonra da bahsettiğim gibi okuyup incelemek gerekiyor. Yani benim için, başlıbaşına bir mesai.

Tay Yayınlarından çıkan kitaplar en az fire verenler, genelde beğeniyorum.Geçenlerde Şişli'de bir kitapçıdan tanesi 1 liraya bulmuştum bu değerli hazineyi. Kağıt kalitesi, dilinin sadeliği, kitabın şekilli kesilmiş olması çok hoşuma gitmişti.

Ne zaman kitapçıya gitsem gözüm Tübitak kitaplarına takılıyor, zamanı geldiğinde acaba ilgisini çekecek mi Defne'nin diye merak ediyorum....  Tübitak'ın hem yapıştırmalı kitapları hem de hikaye şeklinde öğretici kitapları var, yetişkin halimle ben bile faydalanırım eminim :)

Defne, akşam uykularında babasının da kendisine kitap okumasını seviyor, en çok da dünya masallarını. Yapı Kredi Yayınları'nın Her Güne Bir Masal adlı kitabı, Defne doğmadan alınıp kütüphanemizde sahibi küçüğü beklemeye başlamıştı....

Defne ve baba, henüz aşağıdaki karikatürü canlandırmadılar, ama sanırım eli kulağında :)




22 Nisan 2013 Pazartesi

En Büyük Bayram Kutlamaları

Yarın, Defne'yle birlikte kutlayacağımız 3. Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ! Mutluyuz, gururluyuz, heyecanlıyız...

2011'de kutladığımız ilk bayramda Defne 4 aylıktı, olayın farkına varamayacak kadar küçük olmasına rağmen eline sopalı Türk bayrağı tutuşturmuş, "23 Nisan kutlu olsun" şarkısı söylemiştim. Bizimki kah bayrağı sallamış, kah denk getirememiş kafacığına toslatmış, kamerada çekim yapan babasına şaşkın şaşkın bakmıştı.

2012'de kutladığımız ikinci bayramdaysa, Defne 16 aylıktı, Darıca Hayvanat bahçesine götürdük onu. Defne'nin küçücük hayatında geçirdiği en güzel günlerden biriydi. Çünkü döndükten sonra uzunca bir süre hayvanat bahçesinden bahsetmemi ilgiyle dinlemişti. 

Bu sene, hararetle kutladığımız bayramımıza tuvalet eğitiminin köstek olmasına izin veremezdim tabii... Dolayısıyla kutlamalara biraz erken başladık demeliyim. Sürpriz bir şekilde başlayan ve sanırım son aşamada olduğumuz (burada dilinizi ısırınız) tuvalet eğitimi olmasaydı aklımda yeni bir gezi planı vardı. Oysa konu çocuk olunca evdeki hesap çarşıya uymuyor biliyorsunuz, neyse.... 

Cumartesi sabahı, tuvalet eğitimiyle dolu 4 günün ardından, delirmeme ramak kala kendimi Migros'a attım. Bir de baktım ki oyuncaklarda ve kırtasiye ürünlerinde % 50 indirim var. Bizim "oyuncak fakiri" Defne'ye hemen iri legolardan bir tren aldım. Hem bayram hem de tuvalet eğitimi kutlaması hesabı.... Aynı gün gittiğim Makro'da da kitaplarda % 50 indirim olduğunu görünce yeni bir kitap daha aldım. Hem Defne hem de babası, trene bayıldı.... Hatta birara aralarında paylaşma kavgası bile çıkınca iki tane almadığıma pişman oldum demeliyim :)

Pazar günü de, Defne'nin oyuncak hayvanlarını yerleştirmek için, Meraklı Minik dergisinde gördüğüm evlerden birini evdeki malzemeleri ve yaratıcılığımızı kullanarak yaptık Defne'yle. Birara fotoğrafını ve nasıl yaptığımızı yazacağım.

Bugün, Defne'yle birlikte bayrağımızı astık. Büyük bayrağı görünce aklına sopalı bayrağı gelmiş olacak ki onu istedi benden. Aldı bayrağı eline sallaya sallaya dolaşmaya başladı evde. Ben de el çırpıp "23 Nisan kutlu olsun" şarkısını söyledim. İyice çoştuk coştuk, hatta tütülü eteğini giydirdim, danslar etti. Ama esas kutlama yarın. Bir cesaret, Defne'nin çok sevdiği biraz uzak bir parka ilk kez bezsiz gitmeyi deneyeceğiz. Baba yanımızda olacağı için ben de kendimi daha sağlam hissediyorum. İnşallah kazasız belasız atlatırız bu küçük gezimizi....  Anlayacağınız bugünler "bize hergün bayram" havasında geçiyor....

Herşey bir yana, bize bu büyük bayramı armağan eden başta ulu önderimize ardından tüm silah arkadaşları ve ona destek veren 7'den 70'e herkese rahmet dileyip huzurlarında saygıyla eğiliyorum.

Birilerinin küçültmeye çalıştığı gibi sadece "Çocuk Bayramı" değil, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun !

22 Aralık 2014 Pazartesi

Okul Öncesi Eğitim Seti (kullanmalı mı? hangisi?)

Bebeklikten çocukluğa geçişle beraber, hatta daha bebekken, yavrumuzu nasıl eğiteceğimizi düşünürüz, sağa sola bakarız, hani eş dost, konu komşu ne yapıyor hesabı?, internette araştırırız, yetmez öğretmen arkadaşlarımıza danışırız, döner kendi çocukluğumuza bakarız vs vs. 

Küçüktüm ufacıktım, annem işe giderken beni, hafızamda büyük olarak kalmış bir kitapla, büyükbabamların evine bırakır, her gün, o kitapta yapmam gereken sayfaları işaretlerdi. Ah o kitap, elimde yok ki gerçekten büyük müydü, hangi yayınevinindi, 80'lerin başlarında bizimkiler o kıt kaynak arasında bu kitaba nasıl ulaşmıştı, bilemiyorum, soracak kimsem de maalesef yok.... Neyse, işte ta o zamanlar bende bir ödev/görev bilinci, sorumluluk anlayışı oluştu. Her gün, artık hangisi müsaitse ya anneannem ya da büyükbabamla kitabın başına oturur, o güne düşen sayfaları yapardık. Ya çizgiler çizerdim, ya belli sayıları belli renklere boyayıp çıkan resme bakardım. Akşam annem işten gelince, ilk işi kitabı kontrol edip beni aferinlemek olurdu, ben de dünyanın en mutlu, gururlu küçük kızına dönüşürdüm. 

Defne 2,5 yaşına geldiğinde, ona Meraklı Minik dergisi almaya başladığımdan bahsetmiştim. Bu dergiye halen devam etmekle beraber, tek başına doğal olarak yetersiz kaldı. Bu yüzden, geçen yaz (Defne 3,5) tatile gitmeden önce, şöyle eğitici, öğretici, zamanı akıllıca doldurmaya yarayacak, oyun oynamayı pek de sevmeyen beni de mutlu edecek bir yayın ararken Boyut Yayıncılık'ın internet sitesini karıştırdım ve Anaokulu Seti ile tanıştım. O sıra bu yayında hem indirim hem de kredi kartına 12 taksit olduğundan (+ücretsiz kargo), çok da düşünmeden dergiyi satın aldım. İlk birkaç sayıyı evde yaptık, sonrasında tüm yaz devam ettik, halen de Defne hastayken ya da oynamaktan sıkılınca devam ediyoruz. Bu seti, 36 ay ve üzeri çocuklara tavsiye ediyorlar. Çıkartmalar, kartlar, kalemle boyama etkinlikleri olan bir seri. Türkçe, baskı kalitesi şahane. Hem büyük hem de küçük için sıkmadan, uzatmadan, bir oturuşta bitirme hedefi olmadan izlenebilecek bir yayın. Tek sıkıntısı, dergi içindeki bazı aktivitelerin daha büyük yaş becerisine uygun olması. Özetle diyebilirim ki, gayet memnun kaldım.

Defne bu sene yuvaya başladığında, yuvada da bir eğitim seti aldılar. Bu set farklı bir yayınevine ait, yuvada duruyor ve orada öğretmenleri ve arkadaşlarıyla işliyor, biten sayıyı eve getiriyor, ben de bakıyorum neler yaptığına. Mavi Yunus Okul Öncesi eğitim seti.  Bu set, Boyut Yayıncılık'ın seti kadar iyi. Yine çıkartmalar, eşleştirmeler, boyamalar mevcut. Boyut Yayıncılığa kıyasla her bir dergi biraz daha kapsamlı, 36 ay ve üzeri çocuklara uygun. Yuva toplu olarak aldığı için, fiyat olarak tabii daha hesaplı oldu.

Demem o ki, çocuklarınızla oyun dışında herhangi bir etkinlik yapmak istiyorsanız, azıcık da kitapla haşır neşir olsunlar derseniz yukarıdaki iki ürün bizzat tarafımızca test edilip onaylanmıştır. Farklı fikirlere de yorum kısmında açığım :)

 

25 Nisan 2013 Perşembe

Kutudan Ev- aktivite önerisi


Bu seneki 23 Nisan kutlamamızda Defne'yle yaptığımız, ilham kaynağı Meraklı Minik dergisi olan kutudan ev işte yukarıda.

İhtiyacınız olan;

- içi temiz herhangi büyüklükte bir ya da birden fazla kutu
- selobant
- makas
- kutunun içini süslemek için resimler (eski dergi ve gazetelerden ya da ambalaj kağıtlarından olabilir)
- ve bol bol hayal gücü :)

Önce kutunun bir yanını fotoğrafta gördüğünüz gibi kesiyorsunuz. Sonrasında kutunun duvarlarına dilediğiniz resimleri yapıştırıyorsunuz. Temanıza göre kutunun içerisine kapı-pencere- perde de yapabilirsiniz. Miniğinizin kutuyu rahatça taşıması için, yine kestiğiniz bir şeridi, tutacak haline getiriip kutunun üzerine yapıştırabilirsiniz.

Biz, Defne'nin hayvanlarına ev yaptık. Ahır diyemiyorum çünkü içinde vahşi hayvanlar da var :) defne'nin odasına daha evvelden aldığım sticker'ların ambalajı duruyordu. Onların resimlerini kesip kutunun kenarlarına yapıştırdım. Küçük resimleri "halı" niyetine yer kısmına yapıştırdım ve üzerine kutuyu taşıması için sap yaptım. Kenarlara bir dergide gördüğüm yüzen balinaları yapıştırdım. Defne de içine hayvanlarını, kırmızı yemliği ve saman balyasını koyunca herşey tamam oldu !

Daha evvel, burada paylaştığım aktivite önerilerine keyifle ilave edebilirim.

Deneyeceklere kolaylıklar dilerim !

10 Mart 2014 Pazartesi

Geldi, Gelecek .....

Geldi, gelecek derken birer birer yüzlerini göstermeye başladı, merakla beklediğim minik "yeğen"lerim. 2013'ün ortalarında ve sonlarına doğru çok ama çok yakın kız arkadaşlarımdan, tanıdıklarımdan aldığım "hamile"lik haberleri, meyvelerini vermeye başladı.

İlk bebeği Şubat'ın son haftasında, beklediğimizden 10 gün kadar önce kucağımıza aldık. Arkadaşım sağ olsun, hiç planlamadığı halde doğumunu cumartesi gecesi yaptı. Üstelik doğumunu, çekirdek ailemin cümleten hasta olmadığı nadir haftasonlarından birine denk getirdi. Pazar günü ziyaretine gittiğimizde Defne'nin şaşkınlığı, benim heyecanım, eşimin mutluluğu görmeye değerdi. Defne ilk kez bu kadar küçük bir bebek gördü, önce çekindi, sonrasında anlata anlata bitiremedi. Yok efendim parmakları küçücükmüş, hareket etmesini bilmiyormuş, kendisi gibi zıplayamıyormuş, konuşamadığı için ağlamış.....vs vs.

İkinci bebekse, Mart'ın ilk haftasında dünyaya geldi. Eşimin işyerinden bir arkadaşının oğlu oldu. Sevindik, hediyemizi yaptık ancak maalesef uzaktan dahil olabildik bu mutluluğa.

Geri kalan bebeklerse, şimdilik annelerinin sıcacık, güven dolu karınlarında hikayelerini bekliyorlar..... Çoğu erkek. 2014'ün bebeklerinden sadece 2 kız biliyorum, demek "erkek yılı"ndayız. Birinin cinsiyetini ise bilmiyoruz, arkadaşım ısrarla sürpriz olsun diyor.

Velhasıl heyecanlı, sevinçli, meraklı bekleyişler içindeyim bu yıl. Kolay değil, fiziken olmasa da manen "teyze" oluyorum. Dünyanın dört bir yanına saçılmış yeğenlerimin peşinde olmak, gelişmelerini takip etmek, anneciklerine moral vermek önümüzdeki günlerde bana hoş bir meşgale olacak.

Şimdiden dilerim hepsinin hayırlı evlat olmasını, emeklerin boşa çıkmamasını, birlikte geçirilecek uzun, sağlıklı-neşeli yılları.

Geldi, gelecek derken 2014 bebekleri geliyor birer birer. Dört gözle bekliyorum haberlerinizi.....



   
 
Zirve100 Site istatistikleri
Zirve100 Sayac