Yaşam Notlarım'a Hoş Geldiniz.



ızgara köfte sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
ızgara köfte sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

9 Mayıs 2013 Perşembe

Izgara Köfte- "benim köftem"

"Aman yaa, ızgara köftenin de tarifi mi olurmuş" demeyin lütfen. Biliyorsunuz "ızgara köfte" 7'den 70'e herkes için fenomendir, asla vazgeçilmeyen, en tok anlarda bile yenebilen, yanına envai çeşit lezzet uydurulabilen "iyi ki icat edilmiş" bir lezzettir.

Peki en iyi köfte tarifi nedir? Şöyle en lezzetli, pişirince en iştah kabartıcı gözüken köfte? Tabii ki annenizin köftesi :) Hiçbirşey çocukluğumuzun o güzelim anılarında yer alan anne köftesinin yerini tutamaz, en aç anınızda kızartılıveren, yanına pilav ya da patates kızartması eklenen ve "hadi yeseneee" diye dürtülmeden gayet de kendi iştahınızla yediğiniz o mis köfteler !

Evimizin mutfak sorumluluğunu tamamen üzerime aldığım 16 sene boyunca "hah işte bu tarifle harika köfte oluyor" dediğim bir köfte tarifim yoktu. Evet bir takım tariflerle köfte yapıyordum ama hiçbiri benim için yeterince lezzetli değildi. Kasabımızın özenle hazırladığı köfteler, klasik Sultanahmet köftesi, eşimin teyzesinin yaptığı kuru köfteler, eşimin babaannesinin muhteşem ızgara köftesi gerçekten harikadır ama hiçbiri "benim" tarifim değildir.

Konu Defne olunca, "anne köftesi" yapmanın zamanı geldi de geçiyor diye hayıflanırken, kendimi yeni bir denemenin sonunda, çekirdek ailemizin damak tadına uygun köfte ile başbaşa buldum :)

Tarif şöyle;

- 750 gram yağsız dana kıyma,
- 250 gram kuzu döşü
- 1 yumurta
- Yarım demet maydanozun yaprağı (rondodan geçirilmiş)
- 1 büyük kuru soğan (rondodan geçirilmiş ya da rendelenmiş)
- Bayat ekmek içi (rondodan geçirilmiş)
- Kekik
- Tuz
- Çekilmiş karabiber

Tüm malzemeyi yoğuruyorsunuz ve dilediğiniz büyüklükte köfteler yapıyorsunuz. Baharat ve ekmek içi için ölçü veremiyorum. Tamamen damak zevkinize ve köfte harcının kıvamına bağlı olarak değişebilir.

Defne'nin "anneee köfte yapsanaaa" diye bana seslendiği bir anda bu köftelerle karşısına çıkmayı ve bir gün evlenip kendi evine çıktığında bana telefon açıp "anneee köfteni çok özledim" diyeceği günleri şimdiden merakla bekliyorum.... Gerçi halihazırda söylediği "anne bana köste mi pişirdin?" lafı bile dünyalara bedel !

24 Mayıs 2013 Cuma

Haftalık Menü Önerisi- (Yaz için)

Bugün ne pişirsem? Sağlıklı, damak zevkimize, tüketim alışkanlıklarımıza uygun ne yapsam da yesek? Bu soruları sormak için illa ev hanımı olmaya gerek yok, hatta kadın olmaya bile gerek yok, hepimizin ortak gailesi gırtlak değil mi? :)

"Yemek, yenmek işte budur yaşamın kanunu
Seni yerler yemez isen sen onu"

diye bir nakarat tuttrumuştu büyükbabacığım, hala kulaklarımdadır.

Fark ettim ki, ben aslında belli bir mutfak rutini oturtmuşum, üstelik bunu çok da amaçlamadan. Böylece ne pişirsem derdim bayağı azalmış, sadece Defne'ye yedirme gailem kalmış geride.... Aşağıda yazdığım haftalık yemek programı bizim evde üç aşağı beş yukarı uygulanıyor. Okuduğunuzda da fark edeceksiniz %99.9 evde yiyoruz, buna rağmen ne pişirsem derdim olmuyor. Yediklerimizden bıkmıyoruz da.

Evde olduğum için, Defne'ye her gün yeni bir yemek pişiriyorum, ana yemek ve pilav-makarnada pişirme miktarını az tutuyorum ki, iki en fazla üç öğünde bayatlamadan bitirelim. Çorbada ise bu kadar katı değilim, sadece akşamları çorba içiyoruz, bir kez pişirdiğimde üç akşam yetiyor.

Okuyanlara bir fikir ya da rahatlık verir belki düşüncesiyle ve gelecek sene elimde olması amacıyla yazıyorum menülerimizi.

Pazartesi:

Öğlen; zeytinyağlı enginar, sade boncuk makarna ve yoğurt
Akşam; Defne'yle bana öğlenden kalan yemeklerin yanına köfte. Enginar yemeyen babaya pazar öğlenden kalan bezelye ve pilav. Büyüklere salata, Defne'ye yoğurt.

Salı :

Öğlen; kıymalı taze fasulye, pilav ve yoğurt
Akşam; öğlenden kalanlar + Defne'ye köfte. Bize salata, Defne'ye yoğurt

Çarşamba:

1. Temizlik günümüzse,

Öğlen; kıymalı semizotu, bulgur pilavı, yoğurt.
Akşam; öğlenden kalanlar + (miktar hayli azaldığından) sebzeli dizme. Bize salata, Defne'ye yoğurt.

2. Temizlik günü değilse,

Öğlen; mevsim balığı, patates salatası
Akşam; sebzeli dizme, pilav. Defne'ye yoğurt, bize salata.

Perşembe:

Öğlen; patatesli kabak, pilav, yoğurt
Akşam; öğlenden ve dünden kalanlar. Defne'ye köfte- yoğurt, bize salata.

Cuma: 

Öğlen; kabak dolması, boncuk makarna, yoğurt
Akşam; pideli köfte ya da mantı

Cumartesi:

Öğlen; bir gün önceden kalan kabak dolması, boncuk makarna, yoğurt (pazara gittiğimiz için cumartesi öğlenleri yeni yemek pişirmiyorum)
Akşam; pideli köfte ya da mantı

Pazar:

Öğlen; kıymalı bezelye, pilav, salata
Akşam; ızgara köfte, patates püresi, salata, yoğurt

* Çorba olarak en sık pişirdiğim; yoğurt çorbası, tarhana ve kırmızı mercimek (bazen ezogelin)
* Ana yemeklerde bazen karnıyarık değişikliği yapıyorum. Yemeğin yanında duruma göre mücver ya da cacık da yapabiliyorum.  
* Kuzu kapama da sık olmasa da pişirdiklerim arasında.
* Nadiren de olsa bazen haftasonu öğlenleri dışarıda yiyebiliyoruz, Ya balık ya da köfte ama çok tercih etmiyoruz dışarıda yemeyi. İkindi kahvaltısında dışarda olmak daha çok işimize geliyor.
* Haftasonları biraz "fast food" gibi oluyor ama midelerimizin azıcık "zararlı" gıdalara benim de biraz dinlenmeye ihtiyacım var :)
* Biraz programlı olmak biraz da el alışkanlığım, tüm günümü mutfakta geçirmeden halledebiliyorum çok şükür!
* Bu menüyle pazardan aldığım neredeyse tüm sebzeleri bir haftada bitirmiş oluyoruz. İşin en çok sevdiğim kısmı da bu. Her cuma buzdolabı temizliği ve cumartesi alışveriş....

Bir dahakine hatırladığım kadarıyla kış menümüzü yazacağım, aslında beni en çok zorlayan kış çünkü babamız maalesef kış sebzelerini pek sevmiyor :(

1 Nisan 2013 Pazartesi

Dorat At Çiftliği- Sapanca



Dün havanın çok güzel ve mevsim normallerinin üzzerinde sıcak olacağını biliyorduk, bu yüzden de her zamankinden farklı, biraz İstanbul dışına kaçamak anlamında bir gün geçirelim dedik. Aklımızda Sapanca, Ağva ve maşukiye vardı, içlerinden Sapanca'yı seçtik ve internetten araştırma yapıp sonunda, kahvaltının ardından Dorat At Çiftliği'ne gitmeye karar verdik.

Gezimiz maalesef 2 yaş krizlerinden biri ile başladı ve ilk etapta yola çıktığımıza pişman olduk. Defne hanım, oto koltuğundan ineceğim diye tutturdu, ağladı, ağladı ve sonunda uyuyakaldı. Normalde hiç yapmadığı birşeydi, anlam veremedik. Neyse..

Dorat At Çiftliği Sapanca merkezinden biraz uzakta. İstanbul'a 1- 1,5 saat uzaklıkta harika bir yer. İster kahvaltı yapabilir isterseniz ızgara yiyebililirsiniz. Sabah çok erken uyandığımız için kahvaltımızı evde yapmıştık bu yüzden ızgara köfte söyledik. ama etraftaki masalara gelen kahvaltı tabaklarına çok imrendik, "serpme kahvaltı" demişler ama bence "ye ve çatla" türünden, bu kadar çeşit az bulunur, üstelik demliği de yanıbaşınızda bırakıyorlar, çay bekleme derdi de yok. Bizim tercih ettiğimiz köfteler de harikaydı, çok lezizdi, çocukların da yiyebilmesi için acısızdı ve iyi pişirilmişti. Salata da taptazeydi. Garsonlar çok ilgili, müşterileri memnun etmek için ellerinden geleni yapıyorlar.



Burası, içerisinde büyükçe bir çocuk parkı olan (salıncak, kaydırak, tahtaravelli) kocaman bahçeli, bahçenin kenarında kapalı restoranı olan bir yer. Dümdüz, heryer çimen, kenarlarda kır çiçekleri, bahçe çitlerle kapalı bu yüzden çocuklar dışarıya kaçamıyor. Dışarıdan da başıboş köpek vs giremiyor. Bu anlamda çok güvenli.

Bahçe kısmında üzeri kapalı büyükçe bir çardak, sayısız masa ve hamak var. Bu yüzden yer sıkıntısı yok, herkes geniş alana yayıldığı için dipdibe bir durum da olmuyor.

Ayrıca içinde atların bulunduğu kapalı bir parkur daha var. İsteyen at da binebiliyor. Çocuklar için tavuk, kaz, ördek ve tavşanların olduğu büyük bir kümes de var. Elleriyle hayvanları beslemek ilginç bir deneyim bence.

Gelenlerin neredeyse hepsi çocuklu ve bebekli aileler. Dolayısıyla "çocuğum ağladı etrafı rahatsız ettim" kaygısından uzaksınız, biri ağlasa diğeri susuyor idare ediliveriyor bir şekilde...

Benim için en önemli unsurlardan biri olan tuvaletleri tertemiz ve yeni yapılmış, modern. Havadar ve aydınlık.

Fiyatlara gelince ızgaralar 15 liradan başlıyor, kahvaltıyı bilemiyorum. Ama yukarıdaki linklerde telefon var, güncel fiyatlar her zaman öğrenilebilir.

Defne ve biz Dorat At Çiftliği'ne bayıldık, tam çocuklu ailelere göre bir yer. Hele bizim gibi çocuğunuzu zapt etmekte zorlanıyorsanız, bahçenin büyüklüğü, içindeki çocuk parkı sizi rahatlatacaktır. Eve döndüğümüzde ve bugün Defne, oradaki attan ve çocuk bahçesinden bahsedip duruyor, "tekrar gidicem anne" diyor. Demek ki küçük hafızasında yer etti ve hakikaten iyi vakit geçirdi.

7 Mayıs 2013 Salı

Portakallı Enginar (zeytinyağlı)


Baharın en sevdiğim yanı enginarı soframıza getirmesi. Gerçi bollaştığında buzluğa atıp kışın yeme imkanı da var, ama mevsiminde kütür kütürken yemesi kadar güzeli yok, öyle değil mi?

Geçen sene Defne'ye kıymalı enginar pişirirdim, yerdi. Bu seneyse enginarı portakal suyuyla zeytinyağlı olarak pişiriyorum. Yanına ızgara köfte ve sade boncuk makarna yapıyoruz. Defne de ben de enginarın bu halini daha çok seviyoruz. Babayı maalesef henüz alıştıramadık.

Klasik limonlu versiyonu yerine, portakallı halini de denerseniz beğeneceğinize eminim, portakal suyu ekşilik yerine hafif mayhoş bir tat veriyor, yemeğin suyu da portakal renginde dikkat ederseniz, suyu az koyuyorum böylece ağdalanıyor, ekmek batırması daha keyifli oluyor. Yazarken bile canım çekti desemmmm :)

Malzemeler:

- 2 enginar
- 1 kuru soğan
- 1 havuç
- 1 patates
- 1 avuç bezelye
- 1 portakalın suyu
- 1 kesme şeker
- Yarım avuç pirinç
- Zeytinyağı
- Tuz

Yapılışı:

Zeytinyağını tencerenize alın. Yemeklik doğradığınız soğanı ve bezelyeyi ekleyin, üzerine çok az su koyarak pişirmeye başlayın.

Bu arada havucu soyup küp küp doğrayın. Portakalın suyunu sıkın. Havuç ve portakal suyunu tencereye ilave edin.

Tenceredeki su kaynamaya başladığında yıkayıp küp doğradığınız enginarı ve yine küp doğradığınız patatesi ilave edin. Üzerine pirinci serpiştirin. Şekeri atın, tuzunu ayarlayın.

Sebzelerin üzerini tam örtecek kadar sıcak su ilave edip kısık ateşte pişirin.

Afiyet olsun !

Not: Defne'nin çocuk doktorundan öğrendiğim en önemli bilgilerden biri " yemeği sakın kavurma". "Kavurdukça vitamini/besleyici değeri azalır" oldu. Bu yüzden yemek yapış şeklimden kavurmayı kaldırdım, lezzetinde eksilme olmadığı gibi sanki daha hafif ve sebzelerin tadı daha net diyebilirim. Tavsiye ederim...

28 Ekim 2013 Pazartesi

Fırında Kremalı Patates

Ailecek bayıldığımız bir tarif bu. Zaten içinde patates ve krema olması başlıbaşına yetiyor lezzetli olmasına, el oyalamadığı için çalışan hanımlar da şipşak pişirebilirler. "Peki neyin yanına yapıyorsun?" derseniz, tercihen köfte ya da ızgara etlerin yanına. Ya da çok sıkışıksam hayat kurtarıcı bir yardımcı yemek olarak pişiriyorum. Deneyenlerin pişman olmayacağına eminim. Yapılışı şöyle; 4 adet orta boy patatesi soyup önce ikiye bölüyoruz ardından, yarım halka şeklinde, yapabildiğimiz kadar ince doğruyoruz. Doğradığımız patatesleri bir karıştırma kabına alıyoruz. Üzerine tuz, karabiber, 200 ml'lik bir paket kremayı döküyoruz. Ardından bir su bardağı kadar rendelenmiş kaşar hazırlıyoruz. Bunun yarısını da patatesli harca ilave edip iyice harmanlıyoruz. Yarım su bardağı süt ilave ediyoruz. Bir diş sarımsağı soyup ikiye kesiyoruz, kesik kısmını borcamımızın her yanına sürüyoruz, ardından borcaı iyice yağlıyoruz. Kalan sarımsağı patatesli karışımaa doğruyoruz. Tüm karışımı borcama döküp 200 derecelik fırında 20-25 dakika kadar pişiriyoruz. Ardından kalan rendelenmiş kaşarı da üzerine serpip üzeri kızarana kadar aynı ısıda pişirmeye devam ediyoruz. Afiyet olsun !
 
Zirve100 Site istatistikleri
Zirve100 Sayac